Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Geri Gelen Mektup
Cuma Haz. 11, 2010 3:20 pm tarafından Admin

» Nihal ATSIZ'ın vasiyeti burada...
Cuma Haz. 11, 2010 3:15 pm tarafından Admin

» Fatİh Sultan Mehmed Mahkemede
Cuma Haz. 11, 2010 3:14 pm tarafından Admin

» Fatih Sultan Mehmet'in ibret alınacak kısa bir anısı
Cuma Haz. 11, 2010 3:13 pm tarafından Admin

» Fatih Sultan Mehmet'in İmtihanı
Cuma Haz. 11, 2010 3:11 pm tarafından Admin

» Fatih Sultan Mehmet’in Bedduası
Cuma Haz. 11, 2010 10:48 am tarafından Admin

» Başkalık Vardı
Cuma Haz. 11, 2010 10:46 am tarafından Admin

» BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ
Cuma Haz. 11, 2010 10:45 am tarafından Admin

» BAŞBUĞUM
Cuma Haz. 11, 2010 10:42 am tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

MERHUM "BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ"İ ANLAMAK

Aşağa gitmek

MERHUM "BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ"İ ANLAMAK

Mesaj  Admin Bir Cuma Haz. 11, 2010 10:19 am

Okumak isteyip de, -hem de hararetle- zamanında (2007 yılı) okuyamadığım, ancak iki yıl geçikmeli de olsa 2009'lu yılda okuyabildiğim kitaplardan:"Milliyetçi-Ülkücü Yazar ve Gazeteci Rasim EKŞİ"nin "Amerikan, İngiliz ve Fransız Belgelerinde ALPARSLAN TÜRKEŞ"
Her ne kadar, gazetelerdeki "tanıtım reklamları" ve yapılan "röportajları", TV'lerdeki programları , sıcağı sıcağına izlemek nasip olmasına rağmen...Prensip gereği "Bir eserin orijinalini okumadan karar"lara "varmamak" anlayışı...
Eserinin ilk başlarında, bilhassa "Takdim" ve "Önsöz" kısımlarında, serdettiği düşünceleri ile "dimağımı dikkatli" tutan EKŞİ; ileriki sayfalarda "sıkıcılığı" çağrıştırdı. Ancak, "iyi ki de baştan sona okudum" kertesine vardım. Sahiden de "siz siz olun, mutlaka bir eseri baştan sona, sindire sindire okuyun..." Gördüm ki ne kadar "az bilinen konular" dile getirilmiş! Ve "iyi ki de tamamını okumuşum", diyorsunuz...Eserinin "punto"larının "mini" olması da böyle bir "çağrışıma" sebep oluyor olsa gerek..
"Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ", EKŞİ'nin de eserinde belirttiği üzre"Ataları ve Özgeçmişi" itibariyle de "karizmatik ve teşkilatçı bir Lider" idi. Bugün yaşları 40'ları aşmış nesillerin, hele de Milliyetçi-Ülkücü nesillerin, kendisi ile "fizîken" de haberdar olmamaları düşünülemez. Şahsen, ben de, çok spontane/kendiliğinden bir şekilde, Beyazıd Meydanı'da elini öptüğümü, konferanslarını dinlediğimi hatırlıyorum.."12 Eylül Zindanlarına tıkılan bir neslin" yaşadığı "dram"lar var ise, şahsen benim gibi nesiller de, kendi zihniyetine ait "teşkilatların olmayışını", "Bozkurt Yüreki Teşkilatlarımız"ın yokluğunu yaşamışızdır...Demek istediğim, "12 Eylül Sonrası(1980) spontane yetişen Milliyetçi-Ülkücü Nesiller" olarak da, sadece "zindanlardaki fikirdaşları"mın, "gönüldaşları"mın değil; "dışarılarda" olan "nesiller"in de "dram"lar, "travmalar" yaşadıkları" gerçeği"nin de "bilinmesi"ni isterim.
EKŞİ'NİN "TAKDİM" ve "ÖNSÖZ" DE VURGULADIĞI GERÇEKLER
"Milliyetçi-Ülkücü Yazar ve Gazeteci" Rasim EKŞİ de, "Ülkücü Teşkilatlar da 'sorumluluk' alışına" uzanan "vetire"yi anlatırken; öncelikle, 1970'li yıllarda, Rize'de, "bir sempatizan" olarak başlayan "süreç"in, Eskişehir'deki "Üniversite" yıllarında tanıştığı" Ülkücü Ağabey" sayesinde, "Ülkücü Teşkilat'a girdiği"ni ve "giriş o giriş" deyip; "hülasaten/özetle" şunları ifade ediyor:"O dönemde Rize'deki en faal Ülkücü Kuruluşlardan birisi "Ülkücü Öğretmenleri" çatısı altında toplayan "Ülkü-Bir" idi. Savaş Bey adında, Gümüşhaneli, çok kaliteli bir "Başkan"ı olduğunu biliyorum. Daha sonra Ali TAŞPINAR "Başkan" oldu. Gençlik Derneği'nin en faal üyelerinden biri, hatta birincisi Seyfullah FIRAT arkadaşımızdı. Seyfullah'ın gayretiyle birkaç sayı "İki Mart"(Rize'nin Kurtuluş Günü'ne atfen) adlı bir gazete de çıkardık......."Ve (Maalesef "Cuntacılar"ın kapatması sebebiyle benim gibi nesillerin, bizzat bayiden alıp okuyamadığı, ancak bazı dostların evlerinde, eline alıp okuduğu) Hergün Gazetesi'nin Ankara Bürosu'na geçişi...1977 seçimleri öncesi...Merhum Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in seçim gezilerine ve toplantılarına katılışı...MHP Genel Merkezi Basın Bürosu'nda görevlendirilişi..MHP adına TBMM'de Parlamento Muhabiri oluşu...12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar devam eden görevleri...
Ve "darbe zamanı"nda, biriktirdiği "Milliyetçi-Ülkücü Hafıza"nın "yazılı bir çok belgeleri"nin "suç unsuru sayılır" diye "yok edilişi..." Yani Türkiye'mizin her yerindeki "Ülkücü Teşkilatlar"daki, "Paşa'ları, Subayları şaşırtır" derecedeki "o muazzam kütüphaneler"imizin de "ötekileştirilmesi/yok edilmesi..."EKŞİ'nin de belki "vurgulamak" istediği, "12 Eylül Askerî Darbe'nin Kütüphaneleri de vurma süreci..." Dağıtılan, yok edilen "Milliyetçi-Ülkücü Teşkilatlara ait Kütüphaneler...." Ve tabii 12 Eylül 1980 sonrası, 1990'lı yıllar sonrası, "hesabı sorulamayan temel mevzûlarımızdan biri" aslında...Ne "kitaplar"dı?!.Şahsım, zaman zaman bulunduğum yerdeki , 1980 sonrası "Ülkü Ocağı Teşkilatı"nın "Kütüphanesi"ni hatırlıyorum da; duvarlara monte edilmiş raflardaki kitapların çokluğundan; neredeyse "Çarşamba Seminerleri"ne iştirak eden "Ülküdaşları"ma yer kalmıyordu...Susanna LABİN'İN "KOMÜNİST PROPAGANDA TAKTİKLERİ" isimli eser, ben de kalan "tek hâtıra..." Demek istiyorum ki, bilhassa "12 Eylül Cuntacıları", "kitapları, kütüphaneleri de elimine ettiler, yok ettiler!!!"Sanki 20.Asrın "Moğolları" idiler...
Günümüzde, AKP İKTİDARI ile yeniden "tartışılmaya" başlanılan" Açılımlar"dan, "Ermeni Açılımı...." Ve zaman zaman Başbakanı'mızın da atıfta bulunduğu rahmetli Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in "Ermeni Açılımı"nın belki de "içyüzü/künhü" ile ilgili görüşleri ile EKŞİ'nin bu eserini, daha da önemli kılıyor. EKŞİ, konu ile ilgili şunları ifade ediyor:" Rahmetli TÜRKEŞ, kelimenin tam anlamıyla bir Türk Milliyetçisi ve Türk Birlikçi(Turancı) idi; ama asla başka milletleri hor gören, küçük gören bir ırkçı değildi. Türk ırkına mensup olmayı Cenab-ı Hakk'ın bir lütfu sayar ve şükrederdi. Fakat biliyoruz ki, başka milletlerle dostça ilişkiler kurulmasından yanaydı ve kendileri de böyle ilişkiler kurmaktan çekinmezdi. Irken Ermeni olan, ancak vatanseverliğini her zaman ortaya koyan Levon Panos Dabağyan'ı MHP'nin İstanbul listesinden Milletvekili Adayı koymakta hiç tereddüt etmemiştir.Sayın Dabağyan'a "Evladım" diye hitap ederdi. Sayın Dabağyan'ın Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adının Milliyetçi Hareklet Partisi(MHP) olarak değiştirildiği Adana Kongresi'nde çıkan amplem tartışmasında, "Biz Osmanlı'yız, bize Üç Hilâl yakışır" şeklindeki çıkışı herkesin gözlerini yaşartmıştı. Yine Hıristiyan Türkler'den Dr. Turgut ve Selçuk Erenerol kardeşlerle dosttu. Selçuk Bey'in kızı Sevgi Erenerol manevî kızı olarak bilirdi. Musevî vatandaşlarımızın toplantılarına katılmakta da bir sakınca görmezdi."(s.Cool
Ve AKP'nin "Ermeni Açılımı"nı "meşrulaştırırken" kullandığı "argüman"la ilgili olarak da EKŞİ; "Merhum TÜRKEŞ'in, zamanın Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan'la Paris'te yaptığı görüşmedeki vakar'ı, devlet adamlılığı kalitesi"nin "fikirlerine hiç de yakın olmayan", dönemin Türkiye Paris Büyükelçisi Tansuğ Bleda'yı bile "şaşkına çevirdiği"ni, BLEDA'nın "hatıraları"ndan şöyle zikretmekte: "...MHP Genel Başkanı Alparslan TÜRKEŞ'n 1993 yılı Mart ayında, Paris'te yaptığı ziyaret, benim için en ilginç olanlardan birisidir...Görüşmede ben de hazır bulundum...O görüşmede yalnız Yukarı Karabağ ile ilgili sorunlar değil, Türk Ermeni ilişkileri de ele alınmış ve Tuğrul TÜRKEŞ Başkanlığı'nda bazı Türk işadamları ile Fransa'da yaşayan kalburüstü Ermeni işadamları Büyükelçilik'te bir çalışma yemeği çercevesinde buluşarak; her iki ülke arasında gerçekleştirilebilecek 'İşbirliği Projesi'üzerinde durmuşlardı....Ancak bu buluşmanın yarattığı olumlu hava ve sürecin sonu gelmedi ve daha TÜRKEŞ Paris'ten henüz ayrılmıştı ki Petrosyan'nın kontrol edemediği Taşnak Güçleri, Laçin koridoruna saldırıya geçerek alınan tüm kararları geçersiz kıldılar..."(s.8, 9)
EKŞİ, "mes'eleyi" daha iyi bir şekilde kavramamızı kolaylaştırıcı olabilmek için; Can DÜNDAR'ın, Milliyet Gazetesi'ndeki "12 Yıl Gizlenen Görüşme" isimli "yazı dizisi"ni de zikretmekte, fakat "DÜNDAR'ın "taraflı" olduğunu vurgularcasına, şunları ifade etmekte:"..İlk günkü başlığı 'TÜRKEŞ'in ŞOKE EDEN SÖZLERİ" idi. Halbuki şoke olacak bir durum yoktu. Alparslan TÜRKEŞ'in görüşleri değişmemişti. Marksist karanlıktan çevreyi göremeyenler, TÜRKEŞ'i 'Irkçı ve Ermeni Düşmanı' zannediyorlardı. TÜRKEŞ'in Petrosyan'a söyledikleri, sadece Azerbaycan'ın değil, Ermenistan'ın da menfaatine idi. Eğer Ermeniler, Karabağ'daki işgalden ve Türkiye'den toprak ve tazminat talep etmek gibi saçma iddialardan vazgeçmiş olsalardı, 1990 yılında 3,5 milyon olan nüfusu, bugün iki milyonun altına düşmezdi.Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra nüfusu azalan tek devlet Ermenistan'dır.Açlık sınırında yaşayan Ermenistan vatandaşlarının, Batı ülkelerine, hatta Türkiye'ye kaçmak için elçiliklerin kapılarında sabahladıklarını herkes biliyor.Türkiye'de de bir 'Ermeni Düşmanlığı" olmadığını gördüklerinde şaşkınlıklarını ifade etmekten çekinmiyorlar..."(s.9,10)
Günümüzde bazı "İslamcı kalemler"in de, AKP İKTİDARI döneminde yaşadığımız "Ermeni Açılımı" nı ele alırken; "âdeta Türk Milliyetçileri ile alay edercesine",makalelerinde, "10 Ekim'de antlaşma imzalandı diye ağlamayın Ey Ermeni Milliyetçileri ve Türk Milliyetçileri!"düşünceleri, "şuur altlarındaki TÜRKEŞ DÜŞMANLIĞI'nı da ortaya koysa gerek!!!
"Eser"inin "Takdim"inde, "27 Mayıs 1960 Darbe"sinde, "Eğer TÜRKEŞ o hareketin içinde olmasaydı, neler olabileceğini hiç düşünmezler" diyerek" bazılarını düşünmeye davet etmekte" ve yine eserinde,"Merhum TÜRKEŞ'in Hayatının Üç Dönemi" yani "3 Mayıs 1944 Olayları"; "27 Mayıs 1960 Darbesi'nin İçinde Yer Alışı" ve "Siyasî Hayatı"nı ele aldığını vurgulamakta...
EKŞİ'nin eserinin "Takdim"in de dile getirdiği "tarihî gerçekler", "siyasî tarihimiz "açısından da aydınlatıcı olsa gerek!
"ÖNSÖZ"DE BELİRTİLEN GERÇEKLER

"Milliyetçi-Ülkücü Yazar ve Gazeteci" EKŞİ, eserinin (13-30) sayfalarındaki "ÖNSÖZ"de ise eserini âdeta "hülaseten/özetlemekte"dir. "Kızıl-Elma Koalisyonları", "Türk Milliyetçileri"ni "işbirlikçi" gösterme gayretleri de diyebileceğimiz, "Irkçılık-Turancılık Dâvâsı"; -EKŞİ daima 27 Mayıs 1960 Hareketi dese de aslında 'Darbesi"dese daha doğru olurdu İ.G.- içinde bulunuşu ve "CIA ve KGB"nin -belkide, sahiden MI5'i de zikretmesi gerekirdi İ.G.-"yakın takipleri", "istihbarat raporları" ile "istihbarî rapor üstüne raporlar...""!2 Eylül Askerî Darbesi" sonrası da, "Her on yılda bir askerî müdahaleye yol açtınız, ama memleketi de Alparslan TÜRKEŞ'in eline teslim etmediniz" "USA mantalitesi"; "Glasnot(Açıklık) ve Perestiyorika(Yeniden Yapılandırma" ile "Sovyet-Rusya Pravda'sında, "TÜRKEŞ'E FAŞİST DİYEMEYİZ" şeklinde de "özetlenebilecek "tarihî röportaj";"27 Mayıscılar'ın USA fişlemesine maruz kalmaları"; yine Türkiye'de "Amerikan Marifetleri" diyebileceğimiz, "Küçük Gruplar'ın Amerikalılarca Eğitilmeleri";hâlen "Ergenekon Tartışmaları" ile daha da "deşifre" olmuş olan fakat çoğumuz az bildiği gerçeklerden; "Prof. Yalçın KÜÇÜK'ün Gerçeği";ve tabii rahmetli Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in, "27 Mayıs Darbesi"içinde yer almakla beraber "kurulmasına öncülük ettiği kurumlar:Devlet Planlama Teşkilatı,TÜBİTAK,OYAK ve belki de günümüzde hepten(Devletçe)unuttuğumuz "Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü..."
Şayed "yanlış algılamadıysam", eserinde EKŞİ, "Ergenekon Tartışmaları" ile "iç yüzü/künhü" daha da "anlaşılır olmuş olan" ve artık da hiçbir "Milliyetçi-Ülkücü'nün tasvip etmediği, edemeyeceği", 1980 sonrası "dönüşüm" yaşayan bazı "solcular"ın, "materyalist/maddeci milliyetçilik" diye de tanımlayabileceğimiz şekilde "Ulusalcı" çizgiye gelenleri ile Türk Milliyetçileri'nin bazı mes'eleler de "ortak tavır" alışları yani bilinen ismi ile "Kızıl-Elma Koalisyonları"nı "beğen"mektedir... Ve yine EKŞİ de, "Ülkücü Hareket" içinden "Gülen Hareketi"ninin "Dinlerarası Diyalog" "küresel açılımı"nı ise "ihanet" olarak algılamakta.(s.113.14.15) Benim de kanaatimdir ki; "Ulusalcılar"ın "Ulusal Duruşları"nın "Türk Milliyetçileri'ne bir zararı yoktur..."Ancak şahsımda zamanında, "Kızıl-Elma Koalisyonları"nı, "Şeytanlarla meleklerin işbirliği yapması düşünülemez", diye tasvip etmemiştik...Elbetteki, "Milliyetçi ve Ülkücü Yazar ve Gazeteci" olan EKŞİ, 2009'larda, bu konularda neler düşünüyor, bilemiyorum...
EKŞİ, "Milliyetçi Türk Gençliği'nin 'ilk demokratik tepkisi" diye de tanımladığı(**) "3 Mayıs 1944 Olayları" ilgili, "Türk Milliyetçilerinin sadece Sovyet-Rusya'nın yenilme arzusundan başka" bir taleplerinin olmadığı, ne Almanlar'dan, Ne Ruslar'dan hatta ne de başka "dış güç"lerden "hiçbir yardım ve destek almadıkları"nı, böyle bir vakıayı ispatlayacak hiçbir "resmî" "iç ve dış" bir "belge"nin de, "vesika"nın da olmadığını vurgulamakta.(12,19) ve "Almanya o günlerde Türkiye'deki Türk Milliyetçileri ile değil, Türkiye'yi yönetenlerle iyi ilişkiler içerisindedirler"(s.20) demekte.
"Sevmediklerinin başında Türk Milliyetçileri gelir.Sırf Turancı Dr. Fethi TEVETOĞLU'nun akrabası olduğu için Tarkan adlı pop şarkıcısını yerden yere vurur...Tabii ki en büyük düşmanı Alparslan TÜRKEŞ'tir" dediği ve çoğumuzun da pek az bildiği bu "tanımlamaları" ise Prof.Yalçın KÜÇÜK için yapıyor.(s.25,26)Ve EKŞİ,"KÜÇÜK'ün verdiği bilgiler ve kullandığı malzemeden istifade etmemek ne kadar büyük bir eksiklik ise onun mantığı ile hareket etmenin de bir o kadar zararlı olduğunu düşünüyorum"(s.25) demekte.Ve yine 29.sayfada ise KÜÇÜK'ün şu görüşlerini zikretmekte:"TÜRKEŞ, Türk Milliyetçisidir.İdeolojik olarak bizim düşmanımızdır. Biz, Türkiye'de, onu ve dâvâ arkadaşlarını Amerikancılıkla suçluyoruz. Siz, kalkıyorsunuz, ideolojik kavganın en yoğun yaşandığı yıllarda(1968) 'Alparslan TÜRKEŞ Emperyalizm'e karşıdır', diyorsunuz.Siz, bir Sovyet Bilim Adamı olarak böyle derseniz, biz bu fikir savaşında nasıl başarılı olabiliriz, nasıl size hizmet edebiliriz?"
ATALARI ve HAYATI
EKŞİ'nin bu eserinin buraya kadar olan kısımlarını okuduktan ve "Alparslan TÜRKEŞ'İN Ataları,Hayatı" gibi sonraki sayfaları bir göz gezdirdiğinizde, "bıkkınlık"a garkoluyorsunuz ve âdeta tekrar tekrar eserini karıştırsanız da, "okumayı sürdürme iştiyakı"nı duyamıyorsunuz...Yanılıyorsunuz elbette...Ben tamamını okuduğumda, sizlerin ne kadar da "eksik" kaldığınızı da tahmin edebiliyorum.. Çünkü eserinin "Takdim" ve "Önsöz"ün deki bilgilerin ayrıntılarını okuyunca...
EKŞİ'nin eserinin ""Alparslan TÜRKEŞ'in Ataları" kısmında "Oğuzların/Türkmenlerin 'Afşar Boyu"na mensup olduğunu, Afşarlar'ın ise "köklü bir boy" olduğunu, "Üçok, Bozok" ve "Oymak Teşkilatları"ndan demle, "teşkilatçı " bir boy olduğunu,"Koyunoğullarının yani TÜRKEŞ'in kaderinde Kıbrıs vardır" diyerek; Afşarlar'ın Kayseri'den Kıbrıs'a mecburî sürgün edildiklerini ve yine rahmetli TÜRKEŞ'in "Karizmatik Liderliği"nin ise "Afşarlar"dan geldiğini zikretmektedir.(s.31,32,33)
EKŞİ; "Alparslan TÜRKEŞ'in Hayatı" kısmında ise "az bilinen gerçekler"i dile getirmekte: "Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK'ın emri ile kuleli Askerî Lisesi'ne kaydoldu...1938'de Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu'nu bitirdi ve 'Asteğmenlik Rütbesi'ni bizzat ****** tasdik etti.******'ün naaşı başında nöbet tutan Asteğmenler arasında Alparslan TÜRKEŞ de vardı....27 Mayıs 1960 Darbesi içinde yer aldı.İlk 'İhtilal'(Darbe dese daha doğru olurdu.İ.G.) bildirisini radyodan okudu. MBK üyeliği yanısıra 'Başbakanlık Müsteşarlığı" görevini de yaptı.TÜBİTAK, DPT,OYAK,TKAE gibi kuruluşların kurulmasına öncülük etti...Verimli bir yazar olan merhum TÜRKEŞ'in 20'den fazla basılmış eseri vardır."(s.35,36,37)
EKŞİ'nin eserinin 39. sayfasındaki,"Topraksız köylüye tapu" başlığının üzerindeki, "Yıllarca tartışılan 'Toprak Reformu' ilk semeresini 1975 yılında verdi.Başbakan Yardımcısı Alparslan TÜRKEŞ, Şanlıurfa'da topraksız bir köylüye verdiği tapu ile tarihte bir ilki gerçekleştiriyor" alt yazılı "TÜRKEŞ FOTOĞRAFI...", beni hayli düşündürdü.."Hüseyin SAVAŞ"ın "çalışması" olan "Şanlıurfalı Şehid Ülkücüler"in hayatının anlatıldığı, "Ahde Vefa" isimli eserini de hatırladım...
"IRKÇILIK-TURANCILIK DÂVÂSI"
Rasim EKŞİ, "Amerikan,İngiliz ve Fransız belgelerinde ALPARSLAN TÜRKEŞ" isimli bu eserinde,"resmî konseptin" deyişi ie(***) "Irkçılık-Turancılık Dâvâsı" mevzusunu, (39-124) sayfaları arasında ele alıyor.EKŞİ, "İsmet İNÖNÜ, Türk Milliyetçilerini yargılayan ilk Türk Devlet Başkanı olarak tarihe geçti. Birkaç yıl önce "Biz Türkçüyüz" diyen Başbakan Şükrü SARAÇOĞLU ile Türk Milleti'nin gönlünde taht kurmuş olan büyük asker Mareşal Fevzi ÇAKMAK'ın sessiz kalmış olmaları da hüzünlü birer hatıra olarak hafızalarda kaydedildi"(s.39) demekte ve yine "Türkiye'yi Amerikan güdümüne sokan anlaşmaların imzalamalarına da İsmet İNÖNÜ devrinde başlandığı bilinen bir gerçektir. Türkiye'nin Batı'ya teslimiyet zincirinin ilk halkası 12 Temmuz 1947 tarihli Türk-Amerikan anlaşmasıdır. "(s.40) vurgusunu yapmakta ve "ATATÜRK'ün ölümü ile bir müddet duran milliyetçi faaliyetlerin yeniden başladığını, Milliyetçi Gençliği'n yeniden filizlendiğini gören Millî Şef, ekibi ile birlikte harekete geçer. Sosyalist eğilimli gazeteler ve dergiler de durup dururken Türk Milliyetçilerine saldırılar başlatır"(s.40) demekte.EKŞİ;"Türkçülük acaba söylendiği gibi dışardan mı gelmiştir?Türkçüler Alman ajanı mıdır? Türkçüler faşist devletlerin Türkiye üzerinde hakimiyetine taraftar mıdırlar?Türk ırkçılığı Alman ırkçılığının kopyası mıdır?"(s.42) diye de sormakta...
"Çağdaş Türkçülüğün Dört Büyük Şahsiyeti; Ali SUAVİ, Süleyman Paşa, Ziya GÖKALP ve Rıza NUR" hakkında "mufassal/özet" bilgiler veren EKŞİ; "Çağdaş Türkçülüğün dört büyük şahsiyetinden hiçbiri, Alman kültüründen gıdalanmış kimseler değildir. Hiçbir millete aşırı sempatileri yoktur. Hepsin de Türk Milleti'nin üstünlüğü ve büyüklüğü düşüncesi hakimdir.Vicdanlı ve namuslu insanlar kabul ederler ki, bu dört büyük ölü sağ olup da memleketin başında bulunsalardı, herhalde 'Faşist Devletlere':'Buyurun! Bu ülke sizin olsun.Dilediğinizi yapın!" demezlerdi"(s43) şeklinde 'görüşü'nü ortaya koymakta.
EKŞİ; "...Demokrasi, Faşizm ve Sosyalizm(keza onun aşırı şekli olan Komünizm) fikirlerinden hiçbirisi Türklerden doğmamıştır. Acaba, bir Türk, demokrasiyi kabul ettiği zaman niçin 'İngilizci' sayılmıyor da; Faşizme taraftar olunca (!)'Almancı' olduğuna hükmolunuyor? Yabancı fikirleri benimsemek, o fikrin çıktığı milleti de benimsemekse, Türkiye'de aşağı yukarı 'Türk yok' demektir."(s.44) diye "düşünceleri"ni belirtiyor..."Bizim Ülkümüz, dâvâlarımız asırlık'tır, millî'dir" diyen EKŞİ; "Irkçı demek, kendi ırkının üstünlüğüne inanmış adam demektir. Böyle bir adam, nasıl olur da 'başka ırk'a ajanlık' edebilir? Bunu bir an düşünmek bile 'budalalık'tır"(s.44) demekte...EKŞİ; "Türk Milliyetçilerine büyük bir ders vermek isteyen Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ, İçişleri Bakanı Hilmi URAN'a,'Milliyetçi olarak tanınanların listesinin çıkarılması'emrini verir. Hazırlanan yaklaşık 500(beşyüz) kişilik listede, o günlerin tek partisi ola CHP'nin de önemli isimleri vardır.(CHP Genel Sekreteri Memduh Şevket ESENDAL dahil)Çaresiz listenin kısaltılmasına karar verilir. Hazırlanan uzun listeye rağmen sadece 57 kişi göz altına alınır."(s.54) açıklamalarını da yapmakta...
"Irkçılık ve Turancılık Tahribatı Yapanlar hakkında Hükûmet Tebliği"nden itibaren, "Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı ile Türkçü olduğunu bağıran bir Başbakan; ATATÜRK'ün ölümünden sadece 6 yıl sonra Türkçüleri mahkûm etmek için harekete geçmiş olmasına rağmen; ciddî sıkıntı yaşamaktadırlar. Henüz ATATÜRK'ün tesiri ortadan kaldırılamamıştır. Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyen kadrolar, ülkenin tek siyasî kuruluşu olan CHP'nin de içindedir."(s.56) 'vurgusu'nu yapan EKŞİ, "Ankara Vali'si Nevzat TANDOĞAN'ın, Milliyetçilerden bazılarını çağırıyor, sorguya çekiyor, tehdit ediyor, eski tanınmış Milliyetçilere ağır küfürler ediyordu. Böyle çağrılanlardan biri de Prof. rahmetli Remzi Oğuz ARIK'tı.Neler söylemişlerdi yüzüne karşı!...Cumhurbaşkanı İNÖNÜ'nün "19 Mayıs 1944 Konuşması" ile dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL'in "konuşmaları"ndan, "Türk Milliyetçilerinin defterden silinmek istendiği anlaşılmaktadır."(s.57) 'tesbit'ini yapmakta.
Rasim EKŞİ; eserinin "Irkçılık-Turancılık Dâvâsı İddianamesi" bölümünde ise (59-96 sayfaları arası); Rahmetli Türkistanlı Büyük Tarihçi Ord.Prof.Zeki Velidî TOGAN'ın 'Türkiye'yi terk etme mevzûsu"nun "iç yüzünü/künhü"nü de(s.61) açıklamakta, bu "Savcılık İddianamesi"ne göre, "en ağır suçlananlar"ın ise "Prof.Zeki Velidi TOGAN, Hüseyin Nihal ATSIZ, Alparslan TÜRKEŞ ve Reha Oğuz TÜRKKAN" olduğunu belirtmekte; "iddianame"den açıklamalar yapmaktadır. EKŞİ, Rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ'ın daha o yıllarda(1944), "Milliyetçi Fikriyat'ın mensuplarına", "Türk Tarihi'ne 'bütüncül' bir açıdan bakabilmeyi ve 'sadece saltanat ve rejimler değişir' amma 'Türk Devleti', 'Büyük Türk Devleti' devam eder"s.71) 'görüşlerini' kabul ettirdiğini ifade eder. EKŞİ; "Savcılık İddianamesi"nde yer alan "sanıklar"ın "Portre"lerini de "hülaseten" açıklar ve eserinin "Irkçılık-Turancılık Dâvâsı" 'mevzu'lu bu "bölümü", "yargılanan 57 Türkçü'nün" isim listesi ile tamamlar...(s. 95,96)
"TÜRKEŞ YARGILANIYOR"
"Resmî anlayış"ın "Irkçılık-Turancılık Dâvâsı" diye "isimlendirdiği bu "dâvâ"nın "yargılamalar" safhası, neredeyse üç yıla yakın sürmüş ve "bütün sanıkların beraatine" kararı ile 31 Mart 1947 tarihinde sona ermişti", 'hatırlatması"nı yapan EKŞİ, rahmetli TÜRKEŞ'in "yargılanma" süreci hakkında da ayrıntılı bilgiler veriyor. "Sıkı bir sorgulamaya" maruz kalan rahmetli Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ, 'vatan hainliği' ile de 'suçlanmış'tı."...Bana da 'vatan hainliği'isnat edilmiştir. Bunu şiddetle redderim. Ben, yeryüzünde herşeyden çok milletimi ve vatanımı severim.Devletimin, büyüklerimin emirlerine, kanunlara daima itaatli ve kelimenin tam manasıyla milletsever, yurtsever bir Türk Subayı'yım"(s.9Cool şeklinde cevapladığını zikreden EKŞİ, yine "yargılama süreci'nde, rahmetli TÜRKEŞ'i, ATSIZ, TÜRKKAN ve TEVETOĞLU ile "ilk tanışmaları" hakkında yaptığı açıklamaları belirtmekte.(s.98, 106,107)
EKŞİ, eserinin "Turancıların 'Alman Taraftarlığı'Yalanı" başlıklı bölümde ise (s.109-114), "İkinci Cihan Harbi'nde, Almanların da Türkiye'yi 'İşgal Planı' olduğunu vurgulamakta(s.112) ve "Türk Milliyetçilerinin 'Alman Yanlısı' olduklarını ispatlayacak hiçbir belgenin olmadığını; "Türk Milliyetçilerinin tek suçlarının, Sovyet-Rusya'nın yenilmesini arzu etmiş olmalarıdır"."(s.113)demekte ve "Tarih ve Düşünce Dergisi"nin, aynı yıllarda "Almanlardan Rüşvet Alan 'Türk Gazeteciler' ve 'Önemli Kişiler'in isimlerinin yayınlandığını" zikrederek;" Zaten Türkiye'de her zaman 'Alman Yanlısı Basın olmuştur" gerçeğini de dile getirmekte.(s.113)
27 MAYIS 1960 DARBE SÜRECİNDE TÜRKEŞ
"Milliyetçi ve Ülkücü Yazar ve Gazeteci" diye tanımlayabileceğimiz Rasim EKŞİ, "Amerikan, İngiliz ve Fransız Belgelerinde ALPARSLAN TÜRKEŞ" ismini verdiği ve merhum TÜRKEŞ'in "hayatını ve mücadelesi"ni de hatırlattığı bu eserini "Üç Bölüm" hâlinde ele almıştı. "27 Mayıs 1960 Darbe Sürecindeki TÜRKEŞ" başlığı ile de isimlendirebileceğimiz bu bölümde; ki eserinin 125-186 sayfaları arasıdır."27 Mayıs Hareketi" diye tanımladığı "27 Mayıs 1960 Darbesi" hakkında açıklayıcı bilgiler veren EKŞİ;yine "CHP ve 27 MAYIS" bölümünde de "açıklayıcı" bilgiler vermektedir.(s.131, 184)
EKŞİ;eserinin "TÜRKEŞ İDAMLARA KARŞI İDİ" bölümünde ise Hindistan'ta sürgünde iken 'GÜRSEL'e ve bir arkadaşına yazdığı 'mektuplar'da, "idamlara karşı olduğuna "dair görüşlerini zikretmekte.(s.185-188)
"AMERİKAN-İNGİLİZ VE FRANSIZ BELGELERİNDE ALPARSLAN TÜRKEŞ"
Rasim EKŞİ'nin eserine de adını veren bu sayfadan(189) itibaren, "Türkiye'deki Amerikan/USA Varlığı" şeklinde de 'tesbit' edebileceğimiz "olgu"yu çok rahat hissedebiliyoruz. "Türkiye'deki Masonik Varlığı" da hatırlatan bu bölümde, "Amerikalıların "Millî" bildiğimiz ve hâlen tam metnini okuyamış ta olsak, kimilerinin "Önemli İşler Dairesi" diye tarif ettiği "Türk Emniyet Teşkilatı"nı "nasıl ele geçirdikleri" ve "ABD-Türk Emniyet Teşkilatı İlişkileri" hakkında "yoğun bilgiler"le karşılaşıyorsunuz. Yine "Yassıada Duruşmaları"nda, "gizli oturumlar"da, "ABD-Türk Emniyet Teşkilatı İlişkileri" hakkındaki ifadelere de 'geniş' yer verilmekte..Eserin bu kısımlarını okuduğunuzda, "bir nesli 12 Eylül Zindanlarına tıkan zihniyet"in,"Türk Emniyet Teşkilatı" içerindeki "kadroları"nı da 1950'li, 1960'lı yıllarda hazırladıklarını da anlıyorsunuz...(s.189,199,215)
Yine "Mufassal İstihbaratçılık Tarihimiz" diye de isimlendirebileceğimiz kısımlar ise (s.200,201,202) "mide bulandırıcı", "tiksindirici..."
Bu bölümde, "ATATÜRK'ün 'Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdeddin'e Yardım Edememenin Istırabı"nı yaşadığının dile getirildiği(s.212,213) sayfalarda ise çoğumuzun bilmediği "bir tarihî gerçek" dile getirilmiş.
EKŞİ'nin eserinin 244.sayfasına, "Türk Emniyet Teşkilatı'nın 'iç yüzü/künhü', 'gerçeği' anlatılmış...'Amerikan varlığı...Masonların varlığı..." diye yazmışım...
EKŞİ Türkiye'deki 'Amerikan Varlığı'nı, sadece "Türk Emniyet Teşkilatı" içinde hatırlatmamakta; bir başka büyük kurumumuz olan "TSK" içinde de, -Sadi KOÇAŞ'ın yazdıklarını zikrederek- "Amerikan Varlığı"nı hatırlatmakta..."Amerikalılara Göre Türk Ordusu'nun Yapısı" bölümünde "Türkiye'deki 'Amerika'nın Gerçek Yönünü " de zikretmekte..(s.245-248)
EKŞİ, eserinin "Albay Dickson Raporu" kısmında ise "...Bir CIA ajanının TÜRKEŞ'i 'ABD Karşıtı' görmesi doğal karşılanabilirnir. Fakat eğer bu rapor KGB tarafından hazırlanmış ise Sovyet Gizli Haberalma Teşkilatı'nın Alparslan TÜRKEŞ'i 'ABD Karşıtı' göstermesinde neyin hedeflenmiş olacağını anlamak oldukça zordur. Zira TÜRKEŞ, daha ziyade 'Sovyet Aleytarı' olarak tanınmış bir kişlidir"(249) demekte ve "Aralarında aşırı solcular, Liberaller ve Türk Milliyetçilerinin de bulunduğu 50 Türk Aydını, siyasetçisi, ABD Karşıtı gösterilerek, "nötralize" edilmeleri istenmiştir"(s.250) ve bu "50 Türk Aydını-Siyasetçisi"nin isim listesini ise yayınlamaktadır.(s.254, 255)
EKŞİ, eserinin "27 MAYIS ve İNGİLİZLER" başlıklı bölümünde ise rahmetli TÜRKEŞ'İN, "27 Mayıs 1960 sabahı ile Türk Milleti'nce tanınmaya başlandığı"nı; "Kıbrıs Millî Dâvası" na, kendisi de Kıbrıslı olan rahmetli TÜRKEŞ'in yaptığı katkıları, "bozduğu oyunları" açıklıyor.(s.261,268) EKŞİ'nin eserinin 269. sayfasına şunları yazmışım:İyi ki Rasim EKŞİ'nin bu eserinin tamamını okumuşum. Aslında Türkiye'mizde 'kimin ne düşündüğünü öğrenmek isteyen düşündürücü odakların ecnebî odaklar olduğunu da düşünüyorsunuz.Ve Rahmetli TÜRKEŞ'in 'gözünü Kıbrıs'tan ayırmadığını..."
EKŞİ'nin eserinin "GÜRSEL ve TÜRKEŞ'in Faaliyetleri" bölümünde dile getirilen; rahmetli TÜRKEŞ'in "27 Mayıs 1960 darbe Süreci"nde, "Amerikalılardan 'malî talep'de bulunduğu(100 milyon lira) bu kısımlar, aslında "Türkiye Medyası'nda " da az-çok "tartışıldı...""TSK'nın reorganizasyonu" namına yapılan bu "taleb", "Türkeş Düşmanlığı" ile de bilinen "Anadolu VAKİT" gazetesinde;"ABD'den darbecilere ödül:50 Milyon"(****) ver "Darbeci, ABD'den Dilenmiş"(*****) dile getirilmişti.
EKŞİ, rahmetli TÜRKEŞ'in "siyasete gireceği öngörüsünü" yapan "İngiliz Diplomat" ait belgeyi zikrettikten sonra;(s.279,280) yine "İngiliz Bakışıyla", rahmetli TÜRKEŞ ve arkadaşlarının tasfiyesi,"14'ler vakıası" ve "13 Kasım 1960 Talat Aydemir Darbe Teşebbü
sü" hakkında tafsilatlı bilgiler vermekte,tabii "belgelere" dayanarak, '27 Mayıs 1960 sonrası süreç' özetleniyor.(s.281-286)EKŞİ, "14'ler Vakıası" ile 'Hindistan'a sürgün edilen rahmetli TÜRKEŞ'in, "İngliz Takibi"nden kurtulmadığını vurgulayarak; "İngilizlerin Ankara'daki Büyükelçilerine yazdığı 'rapor'dan" bahsetmekte.(s.293,294,295) Ve bu "İngiliz Raporu"nda, rahmetli TÜRKEŞ'in "Ülkeyi Seküler bir Sosyalizme götürecek yeni bir tip lidere ihtiyaç ile kendi idealinin bir Lasky tipi Sosyalizm olduğunu söylemesi...Belki de "İngiliz sallamaları...."dedirtiyor!
Rasim EKŞİ, yine eserinde Alparslan TÜRKEŞ ve arkadaşlarının(14'lerin) faaliyetlerini en yakından takip eden ülkenin İNGİLTERE olduğu vurgusu ile "Cezayir Kurtuluş Hareketi"ne verdiği 'destek' sonrası 'takildığı' 'Fransız takibi'ne dair 'rapor'a da yer veriyor.
Ne kadar da "millî'ciler, İslamî ve insanî şuur sahipleri "ecnebî takiplere takılmış" dedirten bölüm...Ve rahmetli TÜRKEŞ hakkında, "hem Nazi, hem Komünist, hem deTürk Milliyetçisi" olduğunu yazan "İngiliz raporları..." EKŞİ ise "Zira bir insanın hem Nazi, hem Komünist ve hem de Türk Milliyetçisi olması düşünülemez. Dinin yani İslamiyet'in reforma edilmesi mümkün değildir. Reforme edilmiş İslam, İslam olmaktan çıkmıştır."(s.300) şeklinde "görüşleri"ni dile getirmekte.
EKŞİ; eserinin "Talat AYDEMİR, TÜRKEŞ'in Adamı mı?" başlıklı kısmında ise yine "İngiliz Diplomatlar'ın hazırlayıp Londra'ya gönderdikleri 14. Ağustos. 1962 tarihli 'rapor'da, "darbe meraklısı Albay Talat AYDEMİR'in 'Türkeş'in adamı' olup-olmadığı irdelemesinin yapıldığını ve "ciddÎ bir delil" bulamadıklarını, 'Ordu'dan atılan Genç Subaylar'ın 14'lere yani TÜRKEŞ'e yakın olduklarını işaret ediliyor" 'tesbit'ine yer verilmiş.(s.303)
Rahmetli TÜRKEŞ'in "Cezayir Milliyetçilerine Desteği"; çoğumuzun, hele de "Türkeş Düşmanları"nın hiç de hatırlamak istemeyeceği kısımlar olsa gerek! EKŞİ, "DP'nin bile uzun yıllar 'Batı endeskli dış politika' takip ettiğini; "dış politika"da 'Batıcılığın', İkinci Cihan Harbi sonrası İNÖNÜ devrinde başladığını ve 1955'den sonra "dönüm noktası"na geldiği 'tesbit'ini yapmakta.Ve tabii yine çoğumuzun "çok az bildiği" bu "gerçekler"in yanısıra, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası oluşan "Askerî Yönetim'in, rahmetli TÜRKEŞ'in de katkıları ile "Millî Dış Politika' izleyerek; NATO ülkesi olmamıza rağmen,Fransa'ya karşı 'Cezayir Milliyetçileri'nin safında yer tutması...(s.311-314)

"EKLER"
Rasim EKŞİ, bahse konu eserinin "Ekler" bölümünde-ki 315-434 sayfaları arası-ise "Üç Dönem"e ait "belgelere yer vermekte.Birinci Dönem diyebileceğimiz, resmen "Irkçılık-Turancılık Dâvâsı" diye isimlendirilen "dâvâ"ya ait belgeler:Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ'nün "19 Mayıs 1944 Konuşması"; dönemin Başbakanı Şükrü SARAÇOĞLU'nun yine aynı tarihteki konuşması ve dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL'in, 19 Mayıs 1944 Yılında yaptığı Millî Bayramızı açış konuşması ile CHP Genel Sekreteri Memduh Şevket ESENDAL'ın CHP teşkilatlarına gönderdiği tamimin "tam metinleri..."
Bir Cumhurbaşkanı'nın ağzından, hem de "Millî bir bayram günü"nde, yaptığı konuşmada, "Milliyetçi Türkiye" demesi, "Türk Milliyetçisiyiz" demesi,ne kadar da "hoş "geliyor. Kırk yaşına aşan nesillerimizin "bir Cumhurbakanı"nın ağzından "hiç duyamadığı" kelime ve cümleler bunlar! Ancak, "Türk Milliyetçilerini ilk yargılayan Devlet Başkanı" da olan İsmet İNÖNÜ, bahse konu "konuşmasın"da, "Turancılar...Turancılık fikri....Irkçılar..." diyerek, "Türk Milliyetçilerine de taarruzdan geri kalmamakta."En ağır olarak suçladığı" paragraflar ise sondan bir önceki...(s.321)
Ve "İngiliz Papen"in 'raporları.."Sağlık raporları" değil elbette, "istihbarî raporlar..."(s.331-382)
EKŞİ'nin eserinin "EKLER""kısmının en dikkat çekici "mevzu"lar ise "Türkeş'in 'Balkanları İlhak Edelim" ile "Sovyet Gazetesi'den Alparslan TÜRKEŞ'e Övgü" başlıklı kısımlar..
Rahmetli TÜRKEŞ'in "Türk Siyaseti"nde bir yıldız gibi parlamasının tarihini 1944 değil, 1939 yılı olduğu 'tesbit'inin yapılması...Daha 22 yaşında asker/Teğmen iken, Cumhurbaşkanı İNÖNÜ'ye yazdığı mektup...Daha o yaşlarda bile "yaşadığı Dünya'yı Türk'çe" yorumlayabilme kapasitesi...EKŞİ, bu mektubu genişçe zikrediyor..(s.391-396)
Ve "Glasnot(Açıklık)" ve "Perestiyoka(Yeniden Yapılandırma) süeci sonrası dağılan "Kızıl İmparatorluğu"n "Pravda'"sının, rahmetli TÜRKEŞ ile yaptığı röportaj..."Şimdi bundan sonra Alparslan TÜRKEŞ kim? Faşist mi? Hem de Sovyetler Birliği'nin düşmanı mı? Düşman da, faşist demek doğru değil...."Bizim partimiz,Türk Milliyetçilerinin partisidir. Bizim varlık sebebimiz, insanlarımızın geleceğini teminat altına almaktır..."İslam'la Milliyetçilik birbirine zıttır diyenler, bunu bilmedikleri için söylüyorlar...Bizim dinimiz milliyetçiliğe değil, ırkçılığa karşıdır. Ulu Peygamberimiz bir Hadis'in de şöyle buyurmuştur;"İnsan kendi milletini sevmekle suçlanamaz"...İnsanlık tarihi boyunca milliyetçilik olmuştur...Milliyetçilik, dünün de, yarının da ideolojisidir...Bizim milliyetçiliğimiz halkımız sevmemizden, halkımıza değer vermemizden ortaya çıkmıştır...Biz şuna inanıyorduk: Marksist ideoloji başımıza gelse, Türk Milleti dünya üzerinde kalmaz. Ve Türk Milleti'nin, Devleti'nin yaşaması için Marksit İdeoloji'ye karşı çıktık....Faşizme biz de karşıyız. Biz anti-demokratik bütün ideolojilere karşıyız...Hiçbir zaman bizim Bozkurtlar kan dökülmesini istemedik.Komünistlerle hiçbir zaman silahlı mücadeleye girmek istemedik......Onlar bizi öldürdü..Bu insanları solcu militanlar öldürdü..."
1991'de "Pravda" gazetesinin yaptığı bu röportajda, "Komsoloskaya PRAVDA" gazetesi muhabirinin;-"Ermenistan-Azerbaycan olaylarına bakışınız!" sualini ise rahmetli TÜRKEŞ, şöyle cevaplıyor:" ....Kan dökülmesini durdurmak lazım.Azerî Türkleri ile Ermenilerin dost olarak yaşaması lazım. İyi komşuluk ilişkileri içinde yaşamalarını diliyorum...Avrupa ve Amerika'daki bazı gruplar,Ermeni-Azerî çatışmasının olması için, Ermenileri kışkırtıyor..Bu olayları 'Sovyetler Birliği'nin dağılmasını isteyen çevreler kışkırtıyor...Kimsenin toprağını kimse zorla alamaz...Ermeniler unutmasınlar ki, 3 taraftan onların komşuları Türk.Türklerle birarada yaşayacaklar..Dostluk sağlamaya çalışmaları lazım..." Ve "geleceğe" dair önemli açaıklamaları..."(s.423-428)
Rasim EKŞİ'nin eserinin "Ekler" kısmı da," Kırım Türklerinin Mektupları" ile bitiyor...Eserinin sayfaları arasına yerleştirdiği, "çok az bilinen fotoğralar" ve eserinin sonundaki "ecnebî belgeleri", eseri daha da "kıymetli "kılıyor..
Her Türk Milliyetçisinin,her Ülkücünün, hele de yaşları 20-30 arasında olan Milliyetçi-Ülkücü Türk Gençlerinin mutlaka okuması gereken bir eser...
Türk Milliyetçiliği Fikir Hareketi'ni, Ülkücü Hareket'i,'Batı menşeili',"gayr-i millî" veya "U.S.A.'ci" göstermek isteyenlere verilen en güzel cevab...
Dip Notlar:
(*):Rasim EKŞİ, "Amerikan, İngiliz ve Fransız Belgelerinde ALPARSLAN TÜRKEŞ", Bilgeoğuz Yayınları, İkinci Basım, Mart 2007
(**):Yeniçağ Gazetesi, Röportaj, 04.Nisan.2007
(***)Y:eniçağ TV, 04.Nisan.2002,Açık Açık Programı
(****): (Zikreden) Anadolu'da VAKİT Gazetesi,Ardan ZENTÜRK'ün Star'daki Yazısı(ABD'den darbecilere ödül:50 Milyon", 28. Mayıs 2007
(*****):(Zikreden )A.VAKİT Gazetesi,, Nur BATUR'un Sabah'taki Yazısı,"Darbeci, ABD'den dilenmiş", 18.Haziran.2007

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 211
Kayıt tarihi : 10/06/10

Kullanıcı profilini gör http://turkislamdevletleri.hareketforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz